• /
  • /

Lisanssız elektrik üretim tesislerinde hangi türbin üreticileri seçilebilir?


Lisanssız elektrik üretim tesislerinde hangi türbin üreticileri seçilebilir?

Lisanssız elektrik üretim tesislerinde hangi türbin üreticileri seçilebilir?

Merhaba Değerli Takipçiler,

sizlere bugün bana yakın bir zaman içerisinde sorulmuş bir soru hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Yalnız hemen söylemeliyim ki; ben Almanya'da yaşıyorum o yüzden bu konu hakkında daha çok bilgisi olanlar bana ulaşıp, benim yazdıklarıma katkıda bulunabilirler. Bu sorudan da anlaşılacağı gibi bu sektöre girmeye çalışan arkadaşların Reshaber gibi bir rüzgar enerjisi portalına ihtiyacı var ve bu yüzden tüm türbin üretici firmaları ve diğer firmaları Reshaber'e üye olup kendilerini tanıtmaya davet ediyoruz.

Soru şu:
Lisanssız yani mevcut yönetmeliklerle 1 MW 'a kadar kurulacak olan elektrik üretim tesislerinde hangi türbin üreticileri seçilebilir?

Ben bu yatırımı yapacak olsaydım 'hangi markayı seçerdim?' bu konuya zaten yazmış olduğum bir kaç yazıda da değinmiştim. RES üreticisi seçiminde tabi ki marka önemli ve bildiğim markaları yazının en son kısmında dile getireceğim ama daha önemlisi bilinçli bir yatırımcı ve ondan sonra da bakımı yapacak kişi ve kuruluşlar. O yüzden biz uzmanlar, yatırımcıların sadece planlamacılar ile değil, pratikte de bilgisi olan uzmanlar ile çalışmasını öneriyoruz. Yatırımcı bunu her ne kadar ekstra bir masraf görse de durum pekte öyle değil.

Türbin markasından ziyade türbin seçim kriterleri önemlidir.





Örnekler vermeye çalışayım:

- Bir rüzgar türbini üreticisi yeni bir türbin modeli piyasaya sürüyor. Yatırımcı ve planlamacılar; haliyle türbinin güç eğrisine göre hesaplamalarını yapıyor. Pratikte ise bu duruma engel bir çok şey ile karşılaşabiliyorsunuz. Bu yapılan hesaplamalar da P50, P75, P90 gibi tahmin olasılıkları vardır. P90 oranı yatırımcı 'en kötü bu parayı çıkaracaksın' der. P50 genelde bol hesaplanmış bir orandır. Bu oranlar, diğer konveksiyonel enerji üretimi şekillerine rüzgarın benzememesinden gelir. Rüzgar 'eserse' türbin döner ve yatırımcıya para getirir. 'Eser mi esmez mi, eserse ne kadar eser ve yatırımcı olarak yatırılan paranızı ne zaman alırsınız' bunları anlatmakta kullanılırlar. Pratikte ise piyasaya yeni sürülen bir türbin modelinin önceden tahmin edemediğiniz kronik hastalıkları veya hataları olabilir. Ne yazık ki üretici ismi veremiyorum ama biraz açıklamaya çalışayım; yeni türbin yeni denemeler demek. Yeni türbinin kulesi diyelim ki üretici firmanın şu ana kadar yapmış olduğu en yüksek kule. Bu kulenin kurulduğu temel de sıkıntı çıkabiliyor.

Üreticinin Ar-Ge'sinde yapmış olduğu hesaplamalar veya tip sertifikasını almış olduğu durumla tutmayabiliyor. Çünkü bir türbinin tip sertifikasını vermek o türbinin önce ömrü kadar çalıştığını görelim ondan sonra verelim diyerek olmuyor. Yani 20 yıl beklenmiyor. Türbinler genelde özellikle garanti süresinden sonra veya 7-8 yaşından sonra hata vermeyi, hasar oluşturmayı çok severler. Şöyle diyip bu örneği bitirelim: 'Yeni türbinlerde evdeki hesap çarşıya uymayabiliyor'. Ben denk geldiğim için söylüyorum bir 2000 kW 'lık kapasiteli bir türbin, 100 metrelik kule temel problemleri yüzünden 1800 kW indirilmişti. Yani sözü geçen P90'ında ister istemez en azından tam kapasite çalışacağı rüzgar hızlarında çalışamadığı için bir kayıp söz konusu oluyor. Bu şu demek oluyor, eğer yatırımcı olarak, bir türbin alıyorsanız ve o türbin yeni bir model ise, bakım kontratını olabildiğince üreticiye sorumlulukları yıkacak şekilde yapın. Eğer o türbinden Dünya'da 5000-10.000 tane kurulmuş ise üretici siz o türbini alana kadar o modelin bir çok problemini çözmüş demektir. İçiniz biraz daha rahat edebilir.

- Bu örnekte ise aynı markanın iki tane aynı model türbininin nasıl farklı görünebileceğini vurgulamak istiyorum. Farklı bakım firmaları tarafından bakım yapıldığında veya aynı firma ama farklı firma çalışanları tarafından bakım yapıldığında türbinlerin 10-15 sene sonra birbirinden çok ayrı durumda olabileceği ile pratikte karşılaşmaktayız. Bir örnekle bu olayın nasıl olacağını açıklamaya çalışayım. Yine malum bir üretici firma belli bir modelinde pitch sistemi ile (kanatları döndürme sistemi) sorun yaşıyor. Bu sistemde kanat döndürme elektrikli motorlar ve dişli sistemi ile gerçekleştiriliyor. Bahsi geçen dişliler (kanatlara takılı olan büyük çaptaki ve değiştirilmesi zor olanlar) sürekli çok hızlı bir şekilde aşınıyor.

Üretici geliyor devamlı rotoru aşağı alıp kanattaki dişli sistemini biraz döndürüyor (türbin kanatları rüzgara doğru dönerken 360° 'lik bir alanda dönmediği için bunu yapabiliyor, devamlı parça değiştirme yapmadan hasarlı olan kısmı öteliyor). Dişli döndürme işleminden sonra rotorun tekrar montajı yapılıyor. Aradan 2-3 yıl geçiyor yine aynı durum. Bunların hepsi masraf; vincin kurulması, üretim kaybı vb. Ama diğer türbinde bakım yapanlar durumu bildiği için (tecrübe, personel ilgisi veya kalitesi gibi kriterlerin devreye girdiği durum) sürekli bu hızlı aşınan dişlileri ihmal etmeyerek dişlileri yağlıyor. Bu düzenli yağlama işlemi belki türbini ömrü boyunca (20 yıl) sorunsuz doldurabilecek şekilde etkileyemeyebiliyor ama bu kronik problemin yatırımcının önüne çıkma sıklığını azaltmış oluyor. Aşınma olduğu için bu sefer sigortalar da karşılamıyor. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün, türbinlerin düzenli servisleri yapılmasına rağmen eksik / sökük / tam sıkılmamış kule / kanat civataları biz uzmanların ender karşılaştığı bir durum değil. Bizim gibi türbin denetim hizmeti veren uzmanlar bu işleri bilirler. Hep dediğim gibi, bir uzmanla çalışmak her zaman daha risksiz iş yapmanızı sağlar. Hem danışma aşamalarında hem de denetim gereken zamanlarda; devreye alma, garanti bitimi vb.





- Seçilen türbin üretici markasının geleceği... Almanya bu işe çok daha eskiden girdiği için, bu gün halen kurulu veya kaldırılmış türbin markalarının batmış olması mümkün. Dünya'da bilindik firmalardan biri olacak iken o zamanlar, işlerin ters gitmesi ve devam ettirememeleri nedeniyle türbin üreticisi firma batıyor ve yatırımcının bir muatabı kalmıyor. Şimdi aşağıda yerli türbini üreticilerine örnek verirken, bu duruma dikkat etmek gerekir. Yarın öbür gün o firma battı diyelim, Alman iş arkadaşıma da olmuş, bakım hizmetini dışarından bir firmaya yaptırıyorlar ve herhangi bir sigorta çıkabilecek masrafların riskini bildiğinden türbini sigortalamayı kabul etmiyor. O zaman elinizdeki türbinle kalıyorsunuz ve size getirisi çok olmuyor. Yerli türbin demişken lisansız üretimde bir de devletin verdiği desteğe de dikkat etmek gerekir. Türkiye'de destek rakamları çok yüksek değil, örneğin çok bir elektrik ihtiyacı olmayan tekstil firmasına yazının başında bahsi geçen 1 MW'lık bir tesis kurmak mantıklı olabilir ve tasarruf yapmanızı sağlayabilir. Verdiğiniz veya vereceğiniz mücadeleye de değebilir. Bu kurulacak sistemin size katkısı olacaktır, tesisin büyüklüğüne göre katkı oranı da değişecektir. Ancak siz bu işten para kazanmak istiyorsanız, 1 MW'lık tesis kurmak isteyen kişiler ve kurumlar unutmasınlar ki; rüzgar ne kadar yükseğe çıkarsanız o kadar artar ve stabil hale gelir.  Rüzgar türbini kurmak ve işletmek, giysilerde modaya uymaya benzemez. Herkes yapıyor biz de yapalım diyerek yürümez, bilgi gerektirir. Bilmiyorum karşı çıkan arkadaşlar olabilir, ama ben ürettiğim elektriği devlete satmak için 1 MW'lık sistem kurmazdım. Kar oranı düşük ve riski daha büyük. Ancak yatırım miktarınız elbette büyük türbin ve rüzgar parklarına göre daha düşük olacaktır. Belki yerli türbin alarak devletten kWh başına alacağınız miktarı yükseltip projeyi daha karlı yapmanız zorunlu hale gelecektir, yatırımın geri dönüşümü için. Bu; türbin kurulacak yerin rüzgar ortalama hızına ve projenin masrafına göre değişiklik gösterecektir.

- Dişli kutulu mu dişli kutusuz mu? Bu sorunun cevabı çok uzun olur ve Dünya'da tartışılan bir sorudur. Dişli kutulu üreticiler, dişli kutusuz türbin üreticilerine 'dişli kutusuz türbinlerin sınırlarının olduğunu, jeneratörün (dişli kutusuz sistemde) pahalıya geldiğini (işçilik, bakır vb.) ve türbin kapasiteleri  büyüdükçe (7-8 MW 'lık türbinlerde) ağırlık olarak bir türbinin çok daha fazla çektiğini, buna uygun kulenin ve temelinde daha pahalı olacağını, jeneratörü soğutma problemi olacağını...' söylerler. Dişli kutusuz türbin üreticileride 'daha verimli olduklarını, daha problemsiz oldukları vs.' söylerler. Benim görüşüm, türbin işinden çok anlamayan ve dişli kutularında yaşabilecek sıkıntıları bilmeyen bir yatırımcı için, dişli kutusuz türbin daha iyi olacaktır. Fakat dişli kutusuz türbinler daha pahalıdır ve jeneratöre dikkat etmek gerekir (kısa devre, çatıdan su sızması vs.). Bunun analizinin 20 yıla vurarak yapılması gerekir. Dişli kutulu türbinlerde; yağ değişimi, dişli kutusunun videoendoskopi yöntemi ile denetlenmesi, ek filtre, sızdırma problemleri, dişlilerde yorulmaya bağlı hasarlar, jeneratör-hızlı şaft ayarı, çok karşılaşılan hızlı şaftın ve jeneratördeki yatakların değiştirilmesi... gibi işlemlerin masraflarına dikkat etmek gerekir ve bunların dediğim gibi hepsi 20 yıl üzerinden hesaplanır/hesaplanması gerekir. İlk yatırım maliyeti düşükken işletme maliyetinin yüksek olması nedeniyle dişli kutulu türbinlerin toplam maliyeti dişli kutusuz türbinlerin toplam maliyetini geçebilir.





Bu örnekleri vermemin sebebi, bu işe giren insanlar istiyorlar ki; onlara bir türbin markası ve modeli söylensin bütün problemler çözülsün. 20 yıl boyunca kafası rahat etsin. Onlara özetle şunu demek istiyorum, bir türbin seçiminde sadece marka ismine bakıp karar vermek doğru değildir. Teoriye göre yapılmış hesaplamalar pratikte tutmayabiliyor. Bilmek gerekir veya danışmanla çalışmak gerekir.

Her türbinin bir güç eğrisi vardır; şu kadar rüzgar hızında bu türbin bu kadar elektrik üretir der bu eğriler. Bunların sağlamasını yapmak yatırımın riskini azaltacaktır. Bu bütün türbin üreticileri için geçerlidir. Güç eğrisinin de iki tane çeşidi vardır. Biri teoride diğeri pratikte gerçekleşen güç eğrisidir. Bunların mümkün olduğunca tutması gerekir. Yerli türbin üreticilerinin kurdukları türbinlerin referanslarını ziyaret etmek önemli olabilir ve türbinlerin performans kontrolünü yapmak gerekir.

Diğer bir konu yerli türbinlerde veya yerli parça üretimi gerçekleştiren türbin üreticilerinin türbinlerini aldığınızda, bildiğim kadarıyla devlet yatırımcıya kWh başına verdiği desteği arttırmakta. Bunu türbin üreticileri veya Li-Der (Lisansız elektrik üretim derneği) ile bir değerlendirmek gerekecektir. Yatırımın daha hızlı kendisini ödemesi bu şekilde sağlanabilir. Bu konuda benim duyduğum kadarıyla devlet biraz problem yapıyor. Kanadı Türkiye'de üretiyorsunuz, fakat yapışkanı Brezilya'dan getirince o kanat yerli malı olmuyor şeklinde yorumlar duydum. O yüzden karar vermeden önce iyice araştırmanızı tavsiye ederim.

Alınabilecek türbin markaları;

Northel Enerji'nin Yerli Malı Belgesi vardır. Northel'in güç eğrisi Türk Loydu ile tescil edilmiştir. Ayrıca TEDAŞ ta teyit etmiştir. Türkiye'de rüzgar ile lisanssız elektrik üretiminde şebekeye bağlanan ilk ve tek türbin Northel'e aittir. TEDAŞ bu bağlama işlemi için şebeke analizörleri ile gerekli incelemeleri yapmıştır. Bandırma Organize Sanayi Bölgesi/ Sermetal Metal Sanayi Fabrikası / 250kw lisanssız RES. Northel bu RES ile ICCI 2014 Rüzgar Jüri Özel Ödülünü almıştır. Bu ödül 2014'e sadece Lisanslı uygulamalara verilirken Northel'e özel verilmiştir. Northel enerji ile ilgili bilgilendirici videolara aşağıdan ulaşabilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=hocj-1EWaDM
https://www.youtube.com/watch?v=b3tVYyC7DYU

Ayetek firması var. Türbin üretim lisansı yurt dışından,  üretimi ise Türkiye'de yapıyorlar/yapmayı hedefliyorlar diye biliyorum. Ayetek markasının Çanakkale Ezine hali hazırda 250kW türbininin kurulu ve çalışıyor durumda olmasıdır.
Ayetek ile ilgili bilgilendirici videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=Qf0ZWSuZ3H8

Soyut Wind var. Türbin üretim lisansı da, türbin üretimide yerli diye biliyorum. Yine oturup kendileri ile tartışmak gerecektir ne kadar yerli ve kWh başına düşen desteği ne kadar arttıyor diye.

Leitwind'e bu aralar Türkiye'den haberlerde ve yayın organlarında denk gelmekteyim. İtalyan bir rüzgar türbini üreticisi. Ama bildiğim kadarıyla Türkiye'de üretimi yok ve direct-drive (dişli kutusuz) teknolojiyi kullanıyorlar türbinlerinde.





Mars Enerji Hollandalı bir üretici. Distrübütörlüğünü Li-Der'in başkanı yapıyor diye biliyorum. 1 MW 'lık sistem kurmak istediğiniz için, zaten yolunuz Li-Der'e düşecektir ve onlardan da bir teklif almanın zarar getireceğini düşünmüyorum.

Nordex,

Enercon Firması Türkiye'deki lisansız üretim piyasasını ciddiye almakta ve bu konuda bir çok projeye bu yıl sonunda başlayacaktır. İlk olarak Boğaziçi Üniversite'si bünyesinde lisansız projeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır.

Goldwind,

Türkwind,

EXTOL Wind ile 3E Enerji,

EWT,

Unison,

Bunlar
1 MW'lık kapasitenin altındaki pazar için benim bildiklerim. Eğer atladıklarım var ise, yazının başında da dediğim gibi hem bana ulaşıp beni bilgilendirebilirsiniz hem de Reshaber zaten böyle bir amaca hizmet ettiği için üye olup ilgi firmalar kendilerini ve türbinlerini tanıtabilirler.





Hatırlatmak isterim ki; bu bilgiler benim fuarlardan okuduğum haberden vs. edindiğim bilgiler. Bundan daha detaylı bir araştırmayı yatırımcı yapmak durumdadır veya profesyonel bir danışman tutarak pazar araştırması yaptırması gereklidir.

Kısaca hangi firmayı seçersek seçelim;
 - az veya çok bir yatırım riski olacaktır,
 - bakım kontratı çok önemli olacaktır,
 - türbin servisini yapacak olan firmanın (extern veya türbin üreticisi) kaliteli ve know-how'ının iyi olması gerekir,
 - yerli üretimde kWh başına olan desteğin artması bakımından hem yerli üreticileri hem de bu konuyu araştırmak gerekecektir,
 - bu işlerden anlamıyorsak, dişli kutusuz bir türbinin avantajlarının daha fazla olup olmayacağının değerlendirmesini iyi yapmak gerekir,
 - türbini nereye kuracağımızı her yönden çok iyi araştırmamız gerekir,
 ...



Umarım faydalı olmuştur.

Saygılar,
Batur Gün
Kurucu / reshaber.com
baturgun@reshaber.com



Copyrights © 2017 & reshaber.com